Ana içeriğe atla

Okuma Örneği Üzerinden Süre Temelli ve Görev Temelli Sürdürülebilirlik

Zamanı faydalı etkinliklerle değerlendirmek kaçınılmaz görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Yaşamımız etkinliklerle anlam kazanır, böylece kendimize ilişkin imajımız güçlenir, güvenimiz artar, hayattan keyif alırız, huzurlu oluruz. "Hareket berekettir!" derler. Üretmenin hazzını yaşayarak kendimize ve çevremize pozitif enerjiler olumlu katkılar sunarız.

Bununla birlikte bizi etkin olmaktan alıkoyan atalet yani durağanlık eğilimiyle karşı karşıyayız. Bu eğilimle mücadele etmek, etkinliklere atılmak ve sürdürmek zorundayız. Hareket okyanusuna dalmayı başardıktan sonra kıyıya vurmamamız, çalışmalarımızı kesintisiz devam ettirmemiz gerekir.

Resim Free-Photos tarafından Pixabay'a yüklendi

Gelin, etkinlik örneği olarak okuma etkinliğinin sürdürülebilirliği üzerinde birlikte düşünelim. Bu örnek üzerinde geçerli olan doğrular genellikle diğer tüm etkinlikler için de geçerli olacaktır.

Okumada sürdürülebilirlik iki yöntemle sağlanabilir:

  1. Süre temelli sürdürülebilirlik.
  2. Görev temelli sürdürülebilirlik.

Belirli bir kitabı okumak istiyoruz. Kitap, farklı sayfa sayısındaki bölümlerden ve bölüm alt başlıklarından oluşuyor.

Süre temelli sürdürülebilirlik yöntemiyle bu kitabı okumak için kendimize her gün veya belirli günlerde belirli bir okuma süresi tespit ederiz, örneğin iki saat. Bu süre sonunda hangi bölüme veya bölüm alt başlığına gelmiş olursak olalım sayfaya işaret koyarak okumayı sonlandırırız. Periyodik ve tekrarlı sürelerde gerçekleşen bu okumalarla okumada sürdürülebilirliği gerçekleştirir, sonunda kitabı bitirmiş oluruz.

Süre temelli sürüdürülebilirlik yönteminin özellikleri:

  • Okunacak konuya ilgimizin nispeten düşük olduğu durumlarda etkilidir. Bu yöntemle kendimizi okumaya koşarız, zorlarız.
  • Motivasyonun konudan çok okumuş olmaya yönelik olduğu durumlarda etkilidir. Aldığımız haz, öğrenmekten çok okumuş olmaktan duyduğumuz hazdır.
  • Sonuçtan çok sürecin önem kazandığı durumlarda etkilidir.
  • Durağanlığa, atalete eğilim fazlaysa kısa süreli okumalarla başlayıp bu süreleri daha sonra uzatabiliriz.
  • Uzun süredir okumamışsak etkilidir.
  • Okumaya ayırabileceğimiz süre, başka etkinlikler nedeniyle sınırlıysa bu yöntem uygundur.
  • Okuma alışkanlığı kazanma ve kazandırmada başlangıçta uygundur.

Görev temelli sürüdürülebilirlik yöntemiyle bu kitabı bölüm bölüm okuruz. Bir bölümü, birkaç bölümü, ya da kitabın tamamını bir oturuşta okumaya girişerek süreye bağlı kalmaksızın okumayı bitirene kadar devam ederiz. Kendi içinde bütünlüğü olan bu ardışık anlamlı parçaları okumakla okumada sürdürülebilirliği gerçekleştirir, sonunda kitabı bitirmiş oluruz.

Görev temelli sürdürülebilirlik yönteminin özellikleri:

  • Okumanın ve öğrenmenin hazzını önceden tatmışsak etkilidir.
  • Motivasyonumuz okumuş olmaktan çok okuduğumuz konuya yönelikse etkilidir.
  • Süreçten çok sonucun önem kazandığı durumlarda etkilidir.
  • Atalet ve durağanlığa eğilimimiz düşükse etkilidir.
  • Okumaya istediğimiz kadar serbestçe süre ayırabiliyorsak etkilidir.
Hangi yöntemin uygun olduğu kişinin kendini değerlendirmesi ile ortaya çıkacaktır. Duruma göre her iki yöntem de uygulanabilir. Önemli olan, atalete ve durağanlığa boyun eğmemek eyleme, harekete, etkinliğe, faaliyete devam etmektir.

Yine başlıyorum
Bıraktığım yerden

Yoruldum sıkıldım usandım
Başka şeyler yap
Ya da hiçbir şey
Bırak

Buradan başlıyorum
Okumaya
Öğrenmeye
Çalışmaya
Bırakmadan

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meditasyon - Farkındalık Nefesi

Sonunda, aşırı düşünme (overthinking) saplantılarından ve benzer sıkıntılardan kurtulmanın yolunu meditasyonda buldum. Bu tür sorunlarla uğraşanlara da tavsiye ediyorum.  1961 doğumluyum. Öğrenciliğim ve meslek hayatım memleketin çalkantılı dönemlerine rastlar. Objektiflik, bilimsellik, ahlak, etik yerine örgütlerin ve grupların basmakalıp normlarına kapılan insanlar arasında psikolojik dengemi korumam zor oldu. Hiçbir grubun manyetik alanına girmeden görev yapmak beraberinde kişilerarası çatışmalar getirdi. Bunaldığım, kaçacak sakin köşe aradığım zamanlar çok oldu. Nihayet 2002’de alnımın akıyla emekli oldum. Geriye baktığımda birçok başarılı proje ve kişiler arası çatışma görüyorum. Köşeme çekilip huzurlu bir hayat hayal ederken geçmişte yaşadığım sıkıntılar, anılar zihnimde düşünce olarak beni rahatsız etmeye başladı. Bir zamanlar ruh halimi günlüğüme şöyle yansıtmıştım: “Emekliliğin verdiği monotonluk yüzünden sık sık iç dünyama dalar, geçmişte yaşadığım acı

Meslek ve Kariyer Planlamasında İlgi ve Mesleki İlgi Ölçekleri

Jackson Mesleki İlgi Envanterinin Üniversite Öğrencileri Üzerinde Bir Uyarlama Çalışması  başlıklı doktora tezimin  [Okuyun/İndirin] kuramsal bölümlerinden düzenlediğim yazı. Bu yazıda Türkiye’de eğitim, meslek ve kariyer alanlarına yönlendirme süreçleri kapsamında psikolojik bir özellik olarak mesleki ilginin yeri ve ölçülmesi konuları değerlendirilmiştir. Mesleki ilgi kavramının tanımları ve kuramsal çerçevesi incelenmiştir. Ardından mesleki ilgilerin ölçülmesine ilişkin uygulamalar tanıtılmıştır. Mesleki ilgi ölçeklerinin gelişim süreçleri açıklanmıştır. Bu kapsamda ülkemizdeki durum yorumlanmıştır. Bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzde meslek ve iş içerikleri çeşitlenmiştir. Bir tarafta çok farklı meslek alanları gelişirken diğer tarafta çok farklı alanlarda eğitilmiş, yetiştirilmiş insanlar bulunmaktadır. Uygun mesleklere uygun insanların seçimi ve yönlendirilmesi bir problem alanıdır. Eğitim sürecinde gerçekleşen çeşitli alanlara yönelmelerin ve

Psikolojik Çekim Yasası: Sevgi, Mutluluk, Bereket

“Aklıma gelen başıma geldi.” Aklıma gelen ilkin düşünceydi sonra gerçek oldu. “Her şey beklediğim gibi oldu.” Beklediğim ilkin düşünceydi sonra gerçek oldu. Önce düşünceler oluşur sonra onlara bağlı olgular gerçekleşir. Çekim yasasının (Law of Attraction) temeli bu tür eşleşmelerdir. Bize tesadüf olarak görünen düşünce-olgu bağlantısının arka planında çekim yasası vardır. Öyleyse bu yasayı kullanarak arzu ettiğimiz olguları kendimize çekebilir, istemediklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Düşüncelerimizi değiştirerek… Düşüncenin Gücü Düşünce enerjidir. Bir zamanlar evrende sadece düşünce (Tanrı, kozmik bilinç) vardı. Kozmik bilinç ol dedi, oldu. Varlık, enerjinin değişik formları olup bedene bürünmüş, Yunus diye görünmüş halleridir. Evren, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir bütündür. Bütünlük, her şey için geçerli ortak yasaları egemen kılar. Olgular çekim yasasıyla yakınlaşır, eşleşir, yeni formlar oluşturur. Her şey gibi düşünceler de çe