Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Meditasyon - Farkındalık Nefesi

Sonunda, aşırı düşünme (overthinking) saplantılarından ve benzer sıkıntılardan kurtulmanın yolunu meditasyonda buldum. Bu tür sorunlarla uğraşanlara da tavsiye ediyorum.  1961 doğumluyum. Öğrenciliğim ve meslek hayatım memleketin çalkantılı dönemlerine rastlar. Objektiflik, bilimsellik, ahlak, etik yerine örgütlerin ve grupların basmakalıp normlarına kapılan insanlar arasında psikolojik dengemi korumam zor oldu. Hiçbir grubun manyetik alanına girmeden görev yapmak beraberinde kişilerarası çatışmalar getirdi. Bunaldığım, kaçacak sakin köşe aradığım zamanlar çok oldu. Nihayet 2002’de alnımın akıyla emekli oldum. Geriye baktığımda birçok başarılı proje ve kişiler arası çatışma görüyorum. Köşeme çekilip huzurlu bir hayat hayal ederken geçmişte yaşadığım sıkıntılar, anılar zihnimde düşünce olarak beni rahatsız etmeye başladı. Bir zamanlar ruh halimi günlüğüme şöyle yansıtmıştım: “Emekliliğin verdiği monotonluk yüzünden sık sık iç dünyama dalar, geçmişte yaşadığım acı
En son yayınlar

Psikolojik Çekim Yasası: Sevgi, Mutluluk, Bereket

“Aklıma gelen başıma geldi.” Aklıma gelen ilkin düşünceydi sonra gerçek oldu. “Her şey beklediğim gibi oldu.” Beklediğim ilkin düşünceydi sonra gerçek oldu. Önce düşünceler oluşur sonra onlara bağlı olgular gerçekleşir. Çekim yasasının (Law of Attraction) temeli bu tür eşleşmelerdir. Bize tesadüf olarak görünen düşünce-olgu bağlantısının arka planında çekim yasası vardır. Öyleyse bu yasayı kullanarak arzu ettiğimiz olguları kendimize çekebilir, istemediklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Düşüncelerimizi değiştirerek… Düşüncenin Gücü Düşünce enerjidir. Bir zamanlar evrende sadece düşünce (Tanrı, kozmik bilinç) vardı. Kozmik bilinç ol dedi, oldu. Varlık, enerjinin değişik formları olup bedene bürünmüş, Yunus diye görünmüş halleridir. Evren, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir bütündür. Bütünlük, her şey için geçerli ortak yasaları egemen kılar. Olgular çekim yasasıyla yakınlaşır, eşleşir, yeni formlar oluşturur. Her şey gibi düşünceler de çe

Kişisel Amaçlar ve Öğrenme

Ah üniversiteyi kazansam! Ah mezun olsam! Ah işe girsem! Ah emekli olsam! Ah, Ah, Ah!.. Amacımı biliyor muyum? Beşikten mezara amaçların peşinden koşarız. Bir isteğimiz olur, doyacağımızı zannederiz, doymayız, daha isteriz. Nereye koşuyoruz? Gittiğimiz yer gerçekten olmamız gereken yer mi? Abraham Maslow 1950’li yıllarda insanı peşinden sürükleyen ihtiyaçları, birbirinin üstüne kurulan hiyerarşik basamaklar olarak betimledi. Piramidin tepesi yani en üst basamak kendini gerçekleştirmek. Oraya koşuyoruz. Maslow ihtiyaçları (1) fizyolojik, (2) güvenlik, (3) sevgi ve aidiyet, (4) saygınlık ve (5) kendini gerçekleştirme olarak tanımladı. Ona göre, en alt katmandan başlayarak, ihtiyaçlar tatmin edildikçe ardışık olarak sonraki katmanların ihtiyaçları ortaya çıkar. Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Karşılanmamış ihtiyaç, tatminsizlik yaratır. Böylece ihtiyaçlar doyuma yönelik davranışların kaynağı ve motivasyonu olur. Gıdaya, suya, barınmaya, güvenceye, sevgiye, kabule ve özs

Olumsuz Öğrenmeleri Anlamak ve Söndürmek

Kaygı, korku, güvensizlik, pişmanlık, çekingenlik, utangaçlık, içe kapanma gibi birçok olumsuz duygu günlük hayatta rahatsız edici haller alabilir. Onları kontrol altına almak, yoğunluklarını ve etkilerini azaltmak ve söndürmek isteriz. Olumsuz duyguların potansiyel olarak varlığı normaldir. Kişi, gerçek tehlike ile yüzyüze geldiğinde bu duygular tehlike uyarıcısına organizmanın verdiği doğal tepkilerdir. Ne yazık ki doğal tepkiler, zamanla öğrenme yoluyla kazanılan ve genellemeler yoluyla geniş alana yayılan gereksiz ve rahatsız edici hale dönüşebilir. Bir uçak yolculuğunda uçağın türbülansa girip tehlike atlatması her yolcuyu korkutur, kaygılandırır. Korku bu durumda gayet normal ve doğal tepkidir. Kaza olması halinde organizma kendi içinde otomatik savunma mekanizmalarını çalıştırır. Kişi, koltuklara daha sıkı yapışır, kendini büzer, nefes alışları hızlanır. Ama diğer zamanlarda kaza olasılığını sürekli düşünüp uçaklardan korkmak, uçakla seyahat edenler hakkında aşırı kaygı duymak,

Evhamlarla Mücadelede Etiketleme Yöntemi

"Kapıyı kilitledim mi?" "Ocağı söndürdüm mü?" "Ütünün fişini çektim mi?" Her eylemden sonra kendimize bu tür sorular sorduğumuz, yaptığımız işi tekrar tekrar kontrol ettiğimiz zamanlar olur. Kontroller aşırıya varmadığı sürece normaldir ve hatalarımızı düzeltmemizi sağlar. Ama ütünün fişini çektiğimizi tekrar tekrar gördüğümüz ve bildiğimiz halde zihnimizde hala "Ya çekmediysem!" şeklinde düşünceler oluşuyorsa hayatımızın akışı sekteye uğrar, ruh sağlığımız bozulur. Bu tür düşünceler evham ya da takıntıdır. Takıntılar gittikçe daha geniş alanlara yayılabilir. "Benden bahsediyorlar!" "Hakkımda dedikodu yapıyorlar!" "Aleyhime bir şeyler yapacaklar!" gibi düşünceler somut gözlem ve şahitliğe dayanmıyorsa tamamen evhamdır. Kurtulmamız, zihnimizden söküp atmamız gereken olumsuz düşüncelerdir. Resim Grae Dickason tarafından Pixabay 'a yüklendi Ne yazık ki düşüncelerimizin bir kısmı kontrolümüz dışında otomati

Okuma Örneği Üzerinden Süre Temelli ve Görev Temelli Sürdürülebilirlik

Zamanı faydalı etkinliklerle değerlendirmek kaçınılmaz görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Yaşamımız etkinliklerle anlam kazanır, böylece kendimize ilişkin imajımız güçlenir, güvenimiz artar, hayattan keyif alırız, huzurlu oluruz. " Hareket berekettir !" derler. Üretmenin hazzını yaşayarak kendimize ve çevremize pozitif enerjiler olumlu katkılar sunarız. Bununla birlikte bizi etkin olmaktan alıkoyan atalet yani durağanlık eğilimiyle karşı karşıyayız. Bu eğilimle mücadele etmek, etkinliklere atılmak ve sürdürmek zorundayız. Hareket okyanusuna dalmayı başardıktan sonra kıyıya vurmamamız, çalışmalarımızı kesintisiz devam ettirmemiz gerekir. Resim Free-Photos tarafından Pixabay 'a yüklendi Gelin, etkinlik örneği olarak okuma etkinliğinin sürdürülebilirliği üzerinde birlikte düşünelim. Bu örnek üzerinde geçerli olan doğrular genellikle diğer tüm etkinlikler için de geçerli olacaktır. Okumada sürdürülebilirlik iki yöntemle sağlanabilir: Süre temelli sürdürülebilirlik. Gö

Meslek ve Kariyer Planlamasında İlgi ve Mesleki İlgi Ölçekleri

Jackson Mesleki İlgi Envanterinin Üniversite Öğrencileri Üzerinde Bir Uyarlama Çalışması  başlıklı doktora tezimin  [Okuyun/İndirin] kuramsal bölümlerinden düzenlediğim yazı. Bu yazıda Türkiye’de eğitim, meslek ve kariyer alanlarına yönlendirme süreçleri kapsamında psikolojik bir özellik olarak mesleki ilginin yeri ve ölçülmesi konuları değerlendirilmiştir. Mesleki ilgi kavramının tanımları ve kuramsal çerçevesi incelenmiştir. Ardından mesleki ilgilerin ölçülmesine ilişkin uygulamalar tanıtılmıştır. Mesleki ilgi ölçeklerinin gelişim süreçleri açıklanmıştır. Bu kapsamda ülkemizdeki durum yorumlanmıştır. Bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzde meslek ve iş içerikleri çeşitlenmiştir. Bir tarafta çok farklı meslek alanları gelişirken diğer tarafta çok farklı alanlarda eğitilmiş, yetiştirilmiş insanlar bulunmaktadır. Uygun mesleklere uygun insanların seçimi ve yönlendirilmesi bir problem alanıdır. Eğitim sürecinde gerçekleşen çeşitli alanlara yönelmelerin ve